Sponsorlu Bağlantılar
Ansiklopedik Bilgileri Alfabetik Olarak Görüntüleyebilirsiniz.
Sponsorlu Bağlantılar
Vedia:
Emanet.
Vedizm:
Çok tanrılı Hint dinlerinden biri. Bazı tarihçiler, Mecusiliğin ilk şeklini
Vefa:
1- Dostluk, sevgide içtenlik ve devamlılık, kararlılık, sevgi bağlılığı.
Vekâlet:
Vekil olma; bir kimseyi, kendisi için bir işi yapmakla vazifelendirmek.
Vekil:
Birinin, işini görmesi için kendi yerine bıraktığı veya yetki verdiği kimse
Veli:
Çocuğun bakımı ve idaresi üzerinde olan, hâl ve hareketlerinden sorumlu bul
Velîme:
Düğün yemeğidir.
Verâ:
Haramlardan ve helâl ve haram olduğu bilinmeyen şüpheli şeylerden sakınmak.
Veraset:
1- Kalıtım, soya çekim, irs, veraset.
2- (mirasta) Hak sahibi olma.
Veri:
Bir araştırmanın, bir tartışmanın, bir muhakemenin temeli olan ana öge.
Vesvese:
Kuruntu. Yanlış ve yersiz düşünce, evham, şüphe, tereddüt, aslı olmayan iht
Vezi:
Bazı zamanlar insandan meni geldikten sonra çıkan su.
Vicdan:
Kişiyi kendi davranışları hakkında bir yargıda bulunmaya iten, kişinin kend
Vird:
Nâfile olarak devamlı yapılan ibâdet, tesbih ve duâlar. Çoğulu evrâddır.
Vitir:
Yatsı namazından sonra kılınan üç rek'atlık vacip namazdır.
Vitir Namazı:
Yatsı namazından sonra kılınan ve toplam üç rekat olan namaz. Üçüncü rekatı
Yahova:
Yahudilere göre tanrının ismi.
Yahudilik:
Yahudi milletine gönderildiği için Museviliğe verilen diğer isim.
Yâise:
Yeis yaşına ulaşan kadın; aybaşı hâli görmeyen ve artık karnında çocuk görm
Yalan:
Aldatmak amacıyla bilerek ve gerçeğe aykırı olarak söylenen söz.
Yarlıgamak:
Birinin suçunu bağışlamak, mağfiret etmek.
Yegane:
Tek, eşsiz, biricik.
Yeis:
Ümitsizlik, umudun kalmaması, istek ve arzunun tükenmesi. Mümin, hayatının
Yeis Yaşı:
Kureyş Kabilesine mensup olan yani seyit kadınların altmış, seyit olmayan k
Yemâme:
Kuranı Kerimin kitap haline getirilmesine sebep olan savaş.
Yemin:
Bir haberi yahut bir işi yapma veya yapmama huşusundaki azmi, iddiayı (sözü
Yemin Kefareti:
Yeminini bozan bir kimsenin on fakiri sabah akşam doyurması ya da giydirmes
Yergi:
Bir kimseyi, bir toplumu, bir düşünceyi, bir nesneyi veya bir göreneği yerm
Yerhamükellâh:
Aksırıp, "Elhamdülillah" diyene, yanında bulunan kimsenin; "Allahü teâlâ sa
Yermek:
Birinin veya bir şeyin kusurlarını ortaya koymak, hicvetmek.