Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi terimi olarak Zikir: Zikir, sözlükte anmak, hatırlamak demektir. Dinî bir terim olarak zikir, Allah'ı anmak ve hatırlamaktır. Bu da "Allah / Lâ ilâhe illallah (Allah'tan başka ilah yoktur) / Allahû ekber (Allah uludur) / Elhamdulillah (Şükür Allah'adır) gibi kelimelerin dille ve kalble tekrarlanmasıyla olur. Zikir, Allah'ın yüceliğini her an akılda tutmak, hep O'nunla olmak, O'nu bir an olsun akıldan çıkarmamak, O'na olan sevgimizi dile getirmek için yapılır.
Tasavvufi-Tasavvuf terimi olarak Zikir: Zikir, her işte Allah'ı hatırlamak, zihinde tutmak, yâd etmek, unutmamakve anmak, kendini gafletten kurtarmak, kulun Allah'ı dille ve kalple anması anlamındaKur'an kaynaklı bir tasavvuf kavramıdır. Gaflet de Allah'ı unutmak demektir.
Mutasavvıflara göre gerçek zikir, Allah'ı çok sevmek, O'ndan nasıl korkulmak gerekiyorsaöyle korkmaktır.
Mutasavvıflara göre gerçek zikir, Allah'ı çok sevmek, O'ndan nasıl korkulmak gerekiyorsaöyle korkmaktır.
Kur'an-ı Kerim terimi olarak Zikir: 1. Adını söylemek, sözünü söylemek, anmak.
2. Okunması âdet olan duaları ve Kur'an ayetlerini sürekli tekrarlamak.
3. Allah'ın bazı isimlerini, anlamlarını düşünerek belli sayıda ve belli miktarlarda okumak.
2. Okunması âdet olan duaları ve Kur'an ayetlerini sürekli tekrarlamak.
3. Allah'ın bazı isimlerini, anlamlarını düşünerek belli sayıda ve belli miktarlarda okumak.
Benzer Kur'an-ı Kerim Terimleri:
- İhtida
Doğru yola girme, hedefe götüren doğru yolu bularak bu yola girme, yol

- Külliye
Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, seb

- Mutasavvıf
Tasavvuf inançlarını benimseyerek kendini Allah'a adamış kimse, sofi.

- Layık
1. Nitelikleri, özü, hareketleri, davranışlarıyla bir şeyi elde etmeye

- Resul
Allah'ın kendi katından kullarına göndermiş olduğu inanç esaslarını, i

- Hakikat
Gerçek, gerçeklik.

- Ebediyen
1. Sonsuz olarak, sonsuzluğa kadar.
2. Hiçbir zaman.

- Şari
Kanun koyucu, din gönderen, haram ve helali belirleyen. “Din ve ilahî

- Muamele Etmek
1. Davranmak, davranış.
2. İşlem yapmak.

- İstifade
Yararlanma, faydalanma.


