Türkçe-Dil Bilgisi terimi olarak Kılavuz: Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber.
Genel Türkçe terimi olarak Kılavuz: 1.Yol gösteren, tarihî ve turistik yerleri gezerken bilgi aktaran kimse, rehber.
2. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb.
3. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.
4. (mecaz) Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren,ışık tutan kimse.
5. (denizcilik) Kılavuz kaptan.
6. (sinema) Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası.
7. (teknik) Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç.
8. (teknik) Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen birşey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne.
9. (denizcilik) Kılavuz gemisi.
2. Herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap vb.
3. Evlenecek olan erkek veya kadına eş bulan kimse.
4. (mecaz) Ruhsal ve zihinsel bakımdan yol gösteren,ışık tutan kimse.
5. (denizcilik) Kılavuz kaptan.
6. (sinema) Makaradaki filmlerin başında ve sonunda yer alan, filmin alıcı, yıkama aracı, basım aracı, gösterici vb. araçlara takılıp çıkarılmasında kolaylık sağlayan, asıl film için pay bırakan çeşitli renklerde film parçası.
7. (teknik) Somun veya boru içine yiv açmakta kullanılan araç.
8. (teknik) Dar ve uzun bir yerden tel, kablo gibi bükülebilen birşey geçirilirken bunların ucuna bağlandığı sert nesne.
9. (denizcilik) Kılavuz gemisi.
Otomobil-Araba terimi olarak Kılavuz: Deliklere diş açmak için kullanılan özel kesici alettir.
Kur'an-ı Kerim terimi olarak Kılavuz: Yol gösteren, rehber, herhangi bir alanda ve konuda bilgi veren, yol yöntem gösteren kitap.
Benzer Kur'an-ı Kerim Terimleri:
- İhram
1. Hac veya umreye niyet eden kimsenin diğer zamanlarda yapılması hela

- Tasarruf
Bir şeyi istediği gibi kullanma yetkisi, kullanım.

- Buğz
1. Bir insan veya olaydan gizli ve kalpten nefret etmek, kin duymak, d

- İsnad
Bir şeyi aslına, doğuş yerine dayandırmak, kesintisizlik hâli.

- Muttaki (Müttaki)
1. Korunan, sakınan, çekinen, takvalı, dinî konularda bilinçli kimse.

- Kadı
Hukuki anlaşmazlıklar ve davaları İslam fıkhına göre karara bağlamak i

- Mesalih-i Mürsele
Menfaat, yarar ve elverişlilik, yararın sağlanması ve zararın ortadan

- Zooloji
Hayvan bilimi.

- Amel
1. Yapılan iş, eylem, fiil.
2. Çalışma, didinme, davranış, uygulama

- Zemzem
Kâbe yakınında bulunan bir kuyudan çıkan su.


